28 Haziran 2015 Pazar

huzur denilen o mübarek kumaş neredesin..

mevsimler geçti,günler,saaatler bu bekleyişler neden bitmedi.?
ilerlemeye başlıyorum zannediyorum.Nereye kadar gelmişim acaba ?diye arkama dönüp baktığımda yerimde saydığımı farkediyorum.
ilerleyen tek şey zaman,zaman içerisindeki pişmanlıklarım..
Mutlu mesut insanlar görmeye tahammülüm kalmamış gibi sanki..
eskiden böyle değildi bencilleştim mi acaba? diye kendimi bitap düşürecek düşünceler arasında kaybolmaya başladım şimdilerde..
insanın gülümsemesini görünce,esen rüzgarda,açan çiçekte,güzelliği görüp mutlu olan-ruhu ısınan bir kızdım..
içimi kış bahçelerine çevirenlere selam olsun..
ama sıkıntıları dertleri gönderen rabbimin hatırına benim için güzel günlerin olduğunu da umarak katlanmaya devam ediyorum, bu yalan dünyaya,yalan insanlara,yalan sevdalara..
en kötüsü ama en kötüsü sizin hep yanınızdaymış gibi görünen ama aslında olmayan tipler.
bu insanlar öyle ilginçler ki en aciz olduğunuz zamanlarda sizleri kozalarına saran kelebekler gibi sarıp vakti gelmeden de kozadan çıkaran kanatlarınızın oluşmasına müsade etmeden uç şimdi özgürsün diyen tipler..
hani daha basitçesi
''seviyormuş'' gibi yapıp sevmeden giden tipler..
sizi ikili denklemlerde bırakan..
kalbinizi hoppp ettirip havalara uçurup sonra tutmayan yere düşüren..
ahh diyorum vahh diyorum ......

ama unuttukları bir şey var elbette
ne yaşattıysanız onu yaşamadan,neyi kınadıysanız başınıza gelmeden ölmezsiniz diyen peygamberin sözü..
ne diyelimmm
belkide tuzla buz ettiğiniz insanların kalplerinin sızısı içinizi kaplarda bir nebze anlarsınız bu dramı..
muhabbetle**

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder